Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı ev sahipliğinde, The Nutrition Society iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Science Summit 2026’dan çıkan ortak vurgu “Sağlıklı bir geleceğin temeli, yaşamın ilk 8 bin gününde atılıyor” oldu. Zirvede ele alınan bilimsel araştırmalar ve farklı ülke deneyimleri, çocukluk çağının farklı dönemlerinde beslenme ihtiyaçlarının bütüncül yaklaşımlarla ele alınmasının önemini ortaya koydu.
Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın The Nutrition Society (Beslenme Derneği) iş birliğiyle düzenlediği İstanbul Science Summit 2026’da, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişiminde beslenmenin yaşam boyu etkileri ele alındı. Farklı ülkelerden ve uzmanlıklardan bilim insanları zirvede, “sağlıklı gelişimin temellerinin, yaşamın ilk bin günü ile çocukluk ve ergenliği kapsayan sonraki 7 bin günde atıldığı”na yönelik ortak mesajlar verdi. Zirvede, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında ailelerin, eğitimcilerin ve sağlık profesyonellerinin tamamlayıcı rollerine dikkat çekilirken, bilimsel bilginin günlük yaşama aktarılmasının önemi bir kez daha vurgulandı. Birleşik Krallık, Japonya ve Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerden uzmanlar, çocuk beslenmesine ilişkin güncel araştırma sonuçlarını ve uygulama örneklerini paylaştı.
“Çocuk beslenmesi küresel bir sorumluluktur”
Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı, 28. TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Binali Yıldırım zirvede yaptığı konuşmada, dünyada zengin, orta gelirli ve düşük gelirli ülkelerde yaşayan çocukların aynı şansa sahip olmadığının görüldüğünü belirtti. Yıldırım, “Çocuklar bulunduğu ülke ya da ailesinin maddi durumuna göre değerlendirilmemeli, beslenme her çocuğun ihtiyacıdır ve bu bir küresel sorumluluktur” dedi.
Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci ise çocuk sağlığının anne adayının sağlık durumuyla başlayan ve çocukluk çağının tamamını kapsayan bütüncül bir süreç olduğuna dikkat çekti. Çocukların erken yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasının bireysel sağlık sonuçlarının yanı sıra toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise çocukların sağlıklı beslenmesi ve güvenli ürünlere erişiminin Bakanlığın sorumluluk alanı bakımından büyük önem taşıdığını belirtti.
Zirve, yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine zemin hazırladı
İki gün süren zirve, Türkiye ve farklı ülkelerden 336 katılımcıyı bir araya getirdi. Fiziksel katılımın yanı sıra dijital platformlarda da yoğun ilgi gören programın YouTube canlı yayınları yaklaşık 2 bin kez izlendi. Kurumsal zirve web sitesi üzerinden canlı olarak yayınlanan oturumlar ve içerikler ise iki gün boyunca 2 bini aşkın ziyaretçi tarafından takip edildi.
Zirve; akademisyenleri, bilim insanlarını, hekimleri, diyetisyenleri, eczacıları, öğrencileri, kamu ve sivil toplum temsilcilerini ve basın mensuplarını bir araya getirdi.
“Çocuk beslenmesi” başlığının ulusal ve uluslararası arenadan uzmanların perspektifiyle ele alındığı İstanbul Science Summit 2026, farklı ülkelerden araştırmacılar, üniversiteler ve bilim kuruluşları arasında yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine de imkan sağladı.
İstanbul Science Summit 2026’dan öne çıkan mesajlar şöyle:
“İlk 8 bin gün, çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek için kritik bir dönem oluşturuyor: Gebelikten başlayarak yaşamın ilk bin gününden okul çağı ve ergenliği kapsayan sonraki 7 bin güne uzanan süreçte beslenme, bakım ve gelişimi destekleyen şartlar, çocukların yaşam boyu sağlığı ve iyilik hali açısından büyük önem taşımaktadır. Çocukların beslenmesinde okul ve ev ortamı birbirini tamamlıyor: Okuldaki beslenme kadar ailelerin ve çocukların okul dışındaki beslenme alışkanlıklarının da desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Beslenme politikaları bilimsel kanıtlara dayanmalı: Çocukların beslenme durumunu doğru değerlendirmek, ihtiyaçları belirlemek ve uygulamaların etkisini izlemek için güvenilir, yaşa uygun ölçüm yöntemleri geliştirilmelidir. Beslenme eğitimi, çocukların günlük yaşamda kullanabilecekleri beceriler kazanmalarını sağlamalı. Çocukların gıdayı tanımaları, bilinçli besin seçimleri yapmaları ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeleri için bilimsel bilgiye dayanan, yaşlarına uygun eğitim yaklaşımları gerekmektedir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, farklı paydaşların ortak sorumluluğunu gerektiriyor. Ailelerin, okulların, sağlık uzmanlarının, araştırmacıların ve karar vericilerin iş birliği, çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen şartların oluşturulmasında belirleyici rol oynamaktadır.”
“Çocukların sağlıklı geleceği için bilim köprüleri kurmaya devam edeceğiz”
İstanbul Science Summit 2026’nın ardından değerlendirmelerde bulunan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Başkanı Yahya Ülker, farklı ülkelerden bilim insanlarının bilgi ve deneyimlerini paylaşmasının, çocukların sağlıklı geleceğine yönelik ortak bir anlayış geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Zirveye katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür eden Ülker, Vakıf olarak uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımını destekleyerek uluslararası bilimsel iş birliklerini güçlendirmeye ve bilim dünyası arasında yeni köprüler kurmaya devam edeceklerini ifade etti.
“Hayatın ilk bin günü, yaşam boyu sağlığın temelini oluşturuyor”
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Gelişimsel Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif N. Özmert sunumunda gebelikten çocuğun ikinci yaşını tamamladığı güne uzanan ilk bin günde beyin gelişiminin ve yaşam boyu sağlığın temellerinin atıldığını anlattı. Özmert, “Bu kritik dönemde sağlanan desteklerin etkisi, yalnızca o günün sağlık sonuçlarıyla sınırlı kalmaz; ilerleyen yaşlardaki sağlık ve iyilik hali üzerinde de belirleyici olabilir. Bu nedenle çocuk sağlığına bütüncül yaklaşmak, riskleri erken dönemde önlemek ve her çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyecek şartları oluşturmak büyük önem taşıyor” dedi.
“İlk bin günden sonraki dönem de sağlıklı gelişimin bir parçası”
Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu Epidemiyoloji ve Kalkınma Profesörü Prof. Dr. Donald Bundy ise çocukların sağlıklı gelişimine yönelik yatırımların ilk bin günle sınırlı kalmaması gerektiğini, okul çağı ve ergenlik dönemini kapsayan sonraki 7 bin günün de, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemek açısından kritik olduğunu belirtti. Bundy, “Bu nedenle okul yemekleri doğru tasarlandığında çocukların sağlığını ve öğrenme kapasitesini destekleyen uzun vadeli bir yatırıma dönüşebilir. Önemli olan, okul yemeklerini sağlık, eğitim, sosyal koruma ve tarım politikalarıyla birlikte ele almak, etkilerini bilimsel verilerle değerlendirmek ve başarılı uygulamaları yaygınlaştırmaktır” ifadelerini kullandı.
“Beslenme programlarının etkisi doğru ölçümlemeyle anlaşılır
Tokyo Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Sosyal ve Koruyucu Epidemiyoloji Profesörü Prof. Dr. Kentaro Murakami, Japonya’daki okul yemeği programlarının çocukların beslenme kalitesini iyileştirmedeki rolüne ilişkin sunum yaptı. Murakami, “Bununla birlikte çocukların beslenme durumunu doğru değerlendirmek için yaşlarını, beslenme alışkanlıklarını ve kültürel özelliklerini dikkate alan ölçüm yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Bilimsel kanıtların bu doğrultuda güçlendirilmesi, okul beslenmesi programlarının etkisini daha iyi anlamamıza ve geliştirmemize yardımcı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“Yemekte Denge Eğitim Projesi, beslenme eğitimini günlük yaşamla buluşturuyor”
British Nutrition Foundation (İngiliz Beslenme Vakfı) Eğitim Hizmetleri Müdürü Frances Meek ise, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın “Yemekte Denge Eğitim Projesi”ne de kaynaklık eden “Food – a fact of life” programının gıda ve beslenme eğitimi yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. Meek, şunları kaydetti:
“Bu programla çocukları, öğretmenleri ve eğitimcileri, bilimsel temelli kaynaklarla destekliyoruz. Bu yaklaşımın Türkiye’de Yemekte Denge Eğitim Projesi’ne dönüşmesi, uluslararası deneyimin yerel ihtiyaçlar doğrultusunda hayata geçirilebileceğini gösteren değerli bir örnek. Vakfın öncülüğünde yürütülen bu çalışma, beslenme eğitimini çocukların günlük yaşamıyla buluşturarak sağlıklı alışkanlıkların erken yaşlarda kazanılmasına katkı sağlıyor.”
Yaşamın ilk 8 bin gününe odaklanan İstanbul Science Summit 2026, çocukların sağlıklı gelişimine ilişkin güncel bilimsel bilgi ve uygulamaları uluslararası uzmanların katkılarıyla bir araya getirirken, gelecekteki araştırma ve iş birliklerine yön verecek önemli bir platform olarak öne çıktı.





