Bu siteyi kullanarak Gizlilik Politikasını ve Kullanım Koşullarını kabul etmiş olursunuz.
Kabul et
Envanter HaberEnvanter HaberEnvanter Haber
Font boyutlandırmaAa
  • Anasayfa
  • Gündem
  • Politika
  • Ekonomi
  • Spor
  • Magazin
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Kültür Sanat
Okunuyor: Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor
paylaş
Font boyutlandırmaAa
Envanter HaberEnvanter Haber
Ara
  • Anasayfa
  • Gündem
  • Politika
  • Ekonomi
  • Spor
  • Magazin
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Kültür Sanat
Mevcut bir hesabınız mı var? Giriş yap
Bizi takip et
Envanter Haber > Sağlık > Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor
Sağlık

Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor

Son güncelleme: 28 Mart 2026 10:58
Yayınlandı 28 Mart 2026
paylaş
Resimler 1/2
paylaş

Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, “Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır” dedi.

Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.

Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı.

“Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır”

Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti. Uzm. Dr. Demir, “Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır” dedi.

Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti. Demir, “Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile” şeklinde konuştu.

“Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor”

Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, “Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir” sözleriyle anlattı.

Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, “Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur” diye konuştu.

“Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor”

Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, “Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır” dedi.

Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti.

İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı

Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, “Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir” ifadelerini kullandı. Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti.

“Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor”

Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, “Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor” dedi.

Türkiye’de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, “Türkiye’deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte” diye konuştu.

“Korunmanın tek yolu aşı”

Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, “Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97’nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, ’üşüttüm, sigaradandır, geçer’ demeyin
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi 27. yılını kutladı
Tıbbi Biyokimya Uzmanı Uzm. Dr. Orhan’dan ailelere uyarı
Vali Aydoğdu’dan hastalara ziyaret
Eğirdir’de yılda 20 bin tıbbi sülük kontrollü ortamda üretiliyor
Paylaş
Facebook Whatsapp Whatsapp E-Posta Yazdır
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Et

Sosyal medya hesaplarımız
XTakip et
InstagramTakip et

Haftalık Bülten

En yeni haberlerimizi anında almak için bültenimize abone olun!
Popüler Haberler
Ekonomi

Kara yolu taşımacılığında enerji tüketimi toplam 1 milyon 103 bin 279 terajul oldu

27 Mart 2026
Karda mahsur kalan araçların imdadına Jandarma ekipleri yetişti
Alanya’da protokol bayramlaştı
77 milyonluk MESEM vurgunu hazırlanan iddianamesi kabul edildi
Hayrabolu’da üreticilere kışlık fide desteği
Hızlı Bağlantılar
  • Anasayfa
  • Gündem
  • Politika
  • Ekonomi
  • Spor
  • Magazin
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Kültür Sanat
Popüler Kategoriler
  • Anasayfa
  • Gündem
  • Politika
  • Ekonomi
  • Spor
  • Magazin
  • Yaşam
  • Sağlık
  • Kültür Sanat

Haftalık bülten

En yeni haberlerimizi anında almak için bültenimize abone olun!

© Envanternet Habercilik 2026. Tüm hakları saklıdır.
Hoşgeldin!

Hesabına giriş yap

Kullanıcı Adı veya E-posta Adresi
Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz?